Prof. Dr. Murat Taş

Prof. Dr. Murat Taş

İnşaat ve konut ekonomisi

2025.08.25 13:12 - Son Güncellenme: 2025.08.25 13:12
A

Türkiye ekonomisi içerisinde inşaat sektörünün payı oldukça yüksektir. Pandemi sonrasında küçülme eğilimi içerisine giren inşaatta, son iki yıldır yeniden büyüme rakamları gözlenmeye başladı.

İnşaat yatırımları, alt yapı yatırımları ile bina yatırımları olarak temelde ikiye ayrılır. Bina yatırımları ise konut ve konut dışı diğer bina yatırımları olmak üzere de ikiye ayrılır. Konut yatırımlarının bir kısmı afet sonrası yeniden yapılanma faaliyetleri veya dar gelirliler için konut edindirme politikaları gereği yürütülen konut üretim faaliyetleri gibi nedenlerle devlet eli ile yapılırken büyük bir kısmı da özel sektör eli ile yapılır. Bunu neden söylüyorum. Zira konut yatırımlarının çoğu özellikle yap-sat, kentsel dönüşüm, kat karşılığı, gayrimenkul yatırımları gibi durumlarla özel sektör eli ile yürütülür. Konut üreten küçük ve orta ölçekli inşaat firmaları yerel piyasa hareketliliği için önemlidir.

Ancak ne varki son yıllarda artan üretim maliyetleri nedeniyle konutlar özellikle orta gelir grubu için erişilebilir olmaktan uzaklaşmaya başladı. Hem alım gücünün önceki yıllara oranla düşmesi hem de borçlanma maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle orta gelir grubunda konuta olan talebin azalmasına sebep oldu. Tabi önemli bir husus da konut talebinin ülkemiz için hala bir yatırım aracı olarak görülmeye devam etmesidir. Konut dışındaki diğer yatırım araçlarının daha cazip getiriler sunması da konuta olan talebi oldukça azalttı. Bu duruma bağlı olarak birçok inşaat firması ekonomik hedeflerini ve beklentilerini gözden geçirmeye başladı. Birçok inşaat firması mevcut yapı/konut stoğunun deprem riski bulunması sebebi ile kentsel dönüşümün yapılması gerekliliğine hız vererek daralan yeni konut talebi nedeniyle ortaya çıkan ekonomik güçlüğü aşma gayreti içine girmektedir. Bu durum deprem riskinin azaltılması bakımından çok önemli bir adım olmasına rağmen kentsel dönüşüm uygulamalarına daha ekonomik kâr öncelikli bakılması baskısı oluşturmuştur. Zira gerçekleştirilen birçok kentsel dönüşüm projesinin çoğunun ekonomik bakımdan daha yüksek fiyatlara satılan kentsel alanlarda artış gösterdiğini gözlemlemekteyiz. Halbuki ekonomik yönden daha az tercih gören ve karlılık oranı diğer alanlara göre yüksek olmayan kentsel alanlardaki mevcut konut stoğunun deprem açısından daha fazla risk içerisinde olduğunu söyleyebiliriz. Yani bu alanların diğer alanlara göre daha öncelikli olarak kentsel dönüşüm uygulamalarına ihtiyaç duyduğunu söyleyebiliriz. Özel sektörün kentsel dönüşüm projesi yapmakta çok da talepkâr olmadığı bu tür alanlarda da neyse ki son zamanlarda yerel yönetimlerin kentsel dönüşüm projelerinin sayısının artması çok olumlu bir gelişme olarak göze çarpmaktadır.

Her insanın en temel hakkı olan barınma gereksiniminin karşılanması için nitelikli, güvenli, sağlıklı, yaşanabilir ve ekonomik olarak erişilebilir konuta sahip olabilmesi önemli bir konudur.

Bir yandan herkesin bu hakkının en iyi şekilde karşılanması ile diğer yandan konut yatırımlarından en iyi kâr etmek arzusunun baskısı konut arzı ve talebi arasında bir denge oluşmasını zorunlu hale getirmektedir.

Kârlılık oranı daha düşük ancak deprem riski sebebi ile kentsel dönüşümün bir an evvel yapılması gereken bölgelerde kamu öncülüğünde özel sektörün içerisinde yer aldığı yeni kentsel dönüşüm ekonomik modelleri geliştirilmelidir. Tabi bu projelerde asıl kazancın deprem riskinin ortadan kalkmış olması ve daha yaşanabilir, sağlıklı, güvenli, mimari kimliği yüksek nitelikte, kentsel sorunları da çözülmüş yaşam alanları olduğu unutulmamalıdır. Bu tür kentsel dönüşüm uygulamalarında yerinde yaşam devam edeceği için mevcut hak sahipleri ve kullanıcıların beklentileri ile sosyo-kültürel sürdürülebilirliğin sağlanması da gözetilmelidir. Üniversitemizde bu konuda uygulamaya dönük çok nitelikli lisansüstü çalışmalar, yerel yönetimlerin desteklediği doktora tezleri ve araştırma projeleri yapılmaktadır.

Böylelikle aynı zamanda özellikle küçük ve orta ölçekli yerel inşaat firmalarının konut yatırımlarının da önü açılmış olacaktır. Tabi önümüzdeki günlerde üretim maliyetleri ile arazi maliyetlerinin daha makul olması, aynı zamanda konut yatırımları için borçlanma maliyetlerinin yine erişilebilir olması ile inşaat sektöründe konut üretimine dayalı bir canlanma olacağını düşünüyorum.

Bir sonraki yazımda buluşmak dileğiyle sağlıcakla kalın, sevgiyle kalın, güvenle kalın, Allaha emanet olun.


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları